blaze în Turcă

pronunție
f. alev alev yanmak; parlamak, ışımak; yıldızı parlamak; tutuşmak; ağaçlara işaret koymak
i. alev, ateş, yangın; pırıltı, ışıltı; öfkelenme, köpürme; atın alnındaki beyazlık, yol bulmak için ağaçlara kazınan işaret

Propozitii exemplu

If you strike a match, it makes a blaze.
Kibrit, çaktığınızda tutuşur.
pronunție pronunție pronunțieu Report Error!
A flame is also called a blaze.
Aleve, yalaz da denir.
pronunție pronunție pronunțieu Report Error!
The firemen quickly extinguished the blaze.
itfaiyeciler yangını hemen söndürdüler.
pronunție pronunție pronunțieu Report Error!
Miraculously, all the passengers managed to leave the blazing plane in less than three minutes.
Mucize eseri olarak, tüm yolcular üç dakikadan daha az süre içinde yanan uçaktan ayrılmayı başardı.
pronunție pronunție pronunțieu Report Error!
People were screaming inside the blazing ship, and there was no way we could get to them to rescue them.
İnsanlar yanan geminin içinde çığlık atıyordu ve onları kurtarabilmemizin hiç bir yolu yoktu.
pronunție pronunție pronunțieu Report Error!
The big building was blazing with lights.
Büyük bina ışıklarla parlıyordu.
pronunție pronunție pronunțieu Report Error!
The Christmas tree was blazing with lights.
Noel ağacı ışıklarla ışıyordu.
pronunție pronunție pronunțieu Report Error!
The fire's blazing nicely now.
Ateş artık güzelce yanıyor.
pronunție pronunție pronunțieu Report Error!
The sun goes down in a wild blaze of color.
Güneş vahşi bir renk aleviyle batıyor.
pronunție pronunție pronunțieu Report Error!
Tom jumped out of the blazing plane.
Tom yanan uçaktan atladı.
pronunție pronunție pronunțieu Report Error!




© dictionarist.com